ışıltılar içinde elindeki hançer
kana susamış vahşetinle duruyorsun karşımda
seni sarmak için açılan kollarımda kesikler
çığlığım dalgakıranlarında bin parça
hangi nehir taşır bedenimi kadim denizlere
sensiz varlık
o’nsuz sonsuzluk…
yalnızlık
bu denli bulmuş mudur
sesinde anlamı
yalanlar
hangi taş
taşıyabilir yüzünde
ihanetin binbir anlamını
zalimliğinde can veriyor
çocukluk düşlerimin binbir rengi
karanlığın yankılanıyor
acizliğimin gölgelerinde
dinliyorum
ve kaçıyorum
artık sana ait olan dünyamdan
kolum kanadım kırık
